TABURCULUK SONRASI ERKEN DÖNEM

Ameliyatınız sonrasında doktorunuzun kararına göre 3 veya 4. günde taburcu olmanızı takiben artık hastane dışında yeni bir yaşam sizi bekliyor. Bu dönemin ince ayrıntıları hekime ve hastanın durumuna göre değişmekle beraber genel prensip temelde aynı: Sulu, hatta berrak gıda ile beslenmek. Bu dönemde kesinlikle yasak olanlar: acı, sirke, kahve (kafeinsiz olana izin veren hekimler var, sormanızda fayda var) ve alkol.

Bu dönemi, benim için iş açısından sakin bir dönem olması nedeniyle, çoğunlukla evde geçirme imkanım oldu. Ama doktorum “Babek” taburculuğumun ertesi günü itibariyle araç kullanabileceğimi ve muayenehaneme gidebileceğimi söylemişti. Gerçekten de insan kendini o kadar iyi hissediyor. Bu dönemin özelliği yemek yeme süresinin belki birkaç katı uzunlukta yemek hazırlamak oluyor. Protein yıkımını engellemek ve erken dönemde yara iyileşmesini hızlandırmak için proteinden zengin beslenmek önemli. Ancak bu besinlerin sulu gıdaya dönüştürülmesi o kadar pratik olmuyor. Çünkü verilen direktife göre hazırlanan et, balık veya tavuk yemeği önce blender ile parçalanıp   tel süzgeçten ezilerek geçiriliyor. Sonuçta süzgecin altında kalan sıvı sizin yemeğiniz oluyor. Onun dışında ayran, şeker konmamış meyve kompostosu, şekersiz çay diğer alabileceğiniz sıvılar. Aslında yiyecekleri tanımlarken eski bildiğiniz adlarla adlandırırsanız beyniniz eski adda eski tadı arıyor. Onun için komposto olarak içtiğiniz şeyi içince tadı kötü geliyor şekersiz olduğu için. Örneğin ben onu soğutup “meyve aromalı su” olarak adlandırmıştım. Aslında işe de yaradı diyebilirim. Bu arada, asıl içeceğinizin su olduğunu unutmamalısınız. Taburculuk sonrası dönemde bazı hekimlerin beslenmeyi protein tozu ile desteklediklerini duydum. Benim doktorum bana böyle bir öneride bulunmadı. Hem doktor hem de hasta olmanın bana verdiği yetkiye dayanarak hemen sordum tabii. Düzgün beslendiğim sürece doğal olarak aldığım proteinin yeterli olduğunu söyledi. Gerçekten de söylediği gibi oldu.

Mide kapasiteniz zaten kısıtlı olduğu için gün boyunca sürekli yudum yudum sıvı alsanız bile günlük ihtiyacınızı ancak karşılar bir mide kapasiteniz olduğunu unutmayın. Birkaç saat sıvı almadığınızda ağzınızda kuruluk hissi olması, sizin susuz kaldığınızın bir işareti olarak belirecektir. Özellikle ilk iki hafta sabahları gece boyunca sıvı almamanın sonucunda belirgin bir ağız kuruluğu ile kalkıyor insan.

İLAÇLAR

İlaçlara gelirsek; bu kısımı ikiye ayırmakta fayda var. Ameliyat öncesinde de zaten kullanmakta olduğunuz ilaçlarınız ve ameliyat sonrası doktorunuzun verdiği ilaçlar. Temel kural bu dönemde ilaçlar ya şurup olacak ya da ezilip toz haline getirilmiş olacak. Hap şeklinde ilaç kullanımı henüz yok. Bu nedenle ameliyat öncesinde kullandığınız ilaçlarınızın şurup formunun olup olmadığını veya toz haline getirilmesinin ilaç etkinliği üzerinde olumsuz bir etkisinin olup olmayacağını, o ilacı başlayan hekiminiz ile ameliyat öncesinde konuşup hazırlık yapmakta fayda olacaktır. Ameliyatınızı yapacak doktorunuzun sizin ilaçlarınız ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmasını beklemeyin, branşı dışındaki ilaçlar ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmayabilir. Yeri gelmişken bahsetmekte yarar var, bazı ilaçların (özellikle stres ve kaygı giderici) birdenbire bırakılması son derece istenmeyen sonuçlara neden olabileceği için bu tarz ilaçlarınız var ve ameliyat öncesi bırakmanız gerekiyorsa, ilacı başlayan hekim ile görüşmeniz ve dozunu azaltarak yavaş yavaş bırakmanız önerilebilir. Bu nedenle kullandığınız ilaçlar ile ilgili düzenlemelerinizi son dakikaya bırakmayınız.

Ameliyatınız sonrası başlanan ilaçlar ise antibiyotik, ağrı kesici, vitaminler ve mide koruyucu ilaçlar ile birlikte bu tür ameliyatlarda en çok korkulan komplikasyon olan emboliden (pıhtı atması) korunmayı sağlayan kan sulandırıcı iğnedir. Bu ilaçlardan, ihtiyacım olmadığı için ağrı kesiciyi hiç kullanmadım. Vitamin şurubun ise tadını tolere edemediğim için içemedim (itiraf.. Babek duymasın).

HAFİF AKTİVİTE ARTIK BAŞLASIN…

Bu dönemde emboli oluşumunu engellemenin en önemli yolu hareket halinde olmak. Elbette ağır spor değil. Fakat düzenli ve sakin; yorulmadan bir yürüyüş bunun en güzel yolu sanırım. Yine de her türlü aktivite için mutlaka doktorunuzdan görüş almanızı öneririm.  Çünkü bazen insan çok basit ve rahat olarak değerlendirdiği bir aktivitenin sakıncalı olabileceğini düşünemiyor. Örneğin ameliyat sonrası vakit geçirmek için evimin bahçesinde toprakla epey uğraşıyordum, hareket olması nedeniyle de oldukça hoşnuttum kendimce. Ancak Babek ile telefon konuşmamızda her zamanki gibi hareket durumumu sorunca bahçede yaptıklarımı anlattım. Meğer erken dönemde bu kadar uzun süre çömelme durumunda kalınmasını istemezlermiş.

Sonuç itibariyle zaten azalmış mide hacminiz nedeniyle herhangi bir açlık hissi ile mücadele filan olmuyor. Ancak yılların getirdiği alışkanlıkla açlık hissetmemenize rağmen sevdiğiniz yiyecekler zaman zaman gözünüzün önünden “tören kıtası” şeklinde de geçiyor doğrusu. Bu dönemde kendinizi oyalayacak bir aktivite bulmanız ya da yaratmanız sizi oldukça rahatlatacak ve zamanın daha kolay geçmesine yardımcı olacaktır.

Bu dönemin akılda kalması gereken en önemli sloganını bir kez daha vurguluyorum : SU İÇMEYİ UNUTMAYIN !